120
500 üye

Bu, orijinali İngilizce olan bir sayfanın çevirisidir.

Richard Stallman ile BYTE Röportajı

Gerçekleştirenler David Betz ve Jon Edwards

Richard Stallman, kâmu malı Unix uyumlu yazılım sistemini BYTE editörleriyle tartışıyor (Temmuz 1986)

Richard Stallman muhtemelen bugüne kadarki en iddialı özgür yazılım geliştirme projesi olan GNU sistemine başlamıştır. Stallman; Dr. Dobb's Journal'ın Mart 1985 sayısında yayımlanan GNU Bildirisi'nde GNU'yu şu şekilde tanımlıyor: “onu kullanabilen herkese ücretsiz olarak vermek üzere geliştirdiğim tamamen Unix uyumlu bir yazılım sistemi… GNU yazıldıktan sonra herkes iyi bir sistem yazılımını, tıpkı hava gibi, ücretsiz olarak edinebilecektir.” (GNU, GNU's Not Unix [GNU, Unix Değildir]'in kısaltmasıdır; “G” telaffuz edilir.)

Stallman, MIT Yapay Zekâ Laboratuvarında geliştirdiği güçlü bir metin düzenleyicisi olan EMACS'ın geliştiricisi olarak biliniyor. GNU projesinin bir parçası olarak üretilen ilk yazılım parçasının EMACS'ın yeni bir uygulaması olması tesadüf değildir. GNU EMACS, şu anda ne pahasına olursa olsun EMACS'ın en iyi uygulamalarından biri olarak ün kazanmıştır.

BYTE: GNU Bildirinizi Dr. Dobb's'un Mart 1985 sayısında okuduk. O zamandan beri ne oldu? Bu gerçekten başlangıç mıydı ve o zamandan beri nasıl ilerlediniz?

Stallman: Dr. Dobb's'taki yayın projenin başlangıcı değildi. GNU Bildirisi'ni projeye başlamaya hazırlanırken bilgisayar üreticilerinden finansman istemek için bir teklif olarak yazdım. Katılmak istemiyorlardı ve zamanımı para peşinde koşmaya harcamak yerine kod yazarak geçirmem gerektiğine karar verdim. Bildiri, yazdıktan yaklaşık bir buçuk yıl sonra, GNU EMACS'ı zor bir şekilde dağıtmaya başladığımda yayımlandı. O zamandan beri, GNU EMACS'ı daha eksiksiz hale getirmeye ve daha birçok bilgisayarda çalıştırmaya ek olarak, C derleyicisini iyileştirmeyi ve C programlarını çalıştırmak için gereken diğer tüm yazılımları neredeyse bitirdim. Bu, Unix'teki diğer kaynak kodu düzeyi hata ayıklayıcılarının sahip olmadığı birçok özelliğe sahip bir kaynak kodu düzeyi hata ayıklayıcısını da içeriyor. Örneğin; hata ayıklayıcıda kolaylık değişkenleri var, böylece değerleri kaydedebilirsiniz ve ayrıca yazdırdığınız tüm değerlerin bir geçmişine sahiptir, bu da liste yapılarını takip etmeyi çok daha kolay hâle getirir.

BYTE: Şimdi geniş çapta dağıtılan bir düzenleyiciyi bitirdiniz ve derleyiciyi bitirmek üzeresiniz.

Stallman: Bu Ekim ayında biteceğini umuyorum.

BYTE: Çekirdek ne olacak?

Stallman: Şu anda MIT'de yazılan ve son zamanlarda onu kullanacağım fikriyle yayımlanan çekirdekle başlamayı planlıyorum. Bu çekirdeğe TRIX denir; uzaktan yordam çağrısına dayanır. Hâlâ Unix'in şu anda sahip olmadığı birçok özellik için uyumluluk eklemem gerekiyor. Henüz bunun üzerinde çalışmaya başlamadım. Çekirdek üzerinde çalışmaya başlamadan önce derleyiciyi bitiriyorum. Ayrıca dosya sistemini yeniden yazmak zorunda kalacağım. Disk yapısının her zaman tutarlı olması için blokları uygun sırayla yazarak arızalara karşı güvence altına almayı düşünüyorum. Sonra sürüm numaraları eklemek istiyorum. Sürüm numaralarını, insanların genellikle Unix'i kullanma biçimiyle uzlaştırmak için karmaşık bir planım var. Sürüm numaraları olmadan dosya adlarını belirtebilmeniz gerekir ancak bunları belirgin sürüm numaraları ile belirtebilmeniz gerekir ve bunların her ikisi de, bu özelliğin varlığıyla başa çıkmak için herhangi bir şekilde değiştirilmemiş sıradan Unix programlarıyla çalışması gerekir. Bunu yapmak için bir planım olduğunu düşünüyorum ve sadece bunu denemek bana işi gerçekten yapıp yapmadığını gösterecektir.

BYTE: Bir sistem olarak GNU'nun diğer sistemlerden nasıl üstün olacağına dair bize verebileceğiniz kısa bir açıklamanız var mı? Hedeflerinizden birinin Unix ile uyumlu bir şey üretmek olduğunu biliyoruz. Ama en azından dosya sistemleri alanında Unix'in ötesine geçeceğinizi ve daha iyi bir şey üreteceğinizi söylemiştiniz.

Stallman: C derleyicisi daha iyi kod üretir ve daha hızlı çalışır. Hata ayıklayıcısı daha iyidir. Her bir parça ile onu geliştirmek için bir yol bulabilirim ya da bulamayabilirim. Ama bu sorunun tek bir yanıtı yok. Bir dereceye kadar yeniden gerçekleştirimden yararlanıyorum, bu da birçok sistemi daha iyi hâle getiriyor. Bir dereceye kadar uzun zamandır sahada olduğum ve diğer birçok sistemde çalıştığım için. Dolayısıyla uygulamam gereken pek çok fikrim var. Daha iyi olması için bir yol, sistemdeki hemen hemen her şeyin; içinde görünen herhangi bir karakterle herhangi bir boyuttaki dosyayla, herhangi bir boyuttaki satırla, çalışmasıdır. Unix sistemi bu açıdan çok kötü. Yazılım mühendisliği prensibi olarak keyfî sınırlara sahip olmamanız gerektiği yeni bir şey değildir. Ama her zaman bu sınırları koymak, muhtemelen çok küçük bir bilgisayar için yazdıklarından ötürü, Unix geliştirmenin standart uygulamasıydı. GNU sistemindeki tek sınır; programınızın çok fazla veri üzerinde çalışmaya çalıştığı ve hepsini saklayacak bir yer olmadığı için belleğin bitmesidir.

BYTE: Ve sanal belleğiniz varsa bu muhtemelen olmaz. Sadece çözümü bulman çok zaman alabilir.

Stallman: Aslında, çözümü bulmak için oldukça fazla zaman gerçmeden çok önce bu sınırlara ulaşılmaya eğilimlidir.

BYTE: Özellikle GNU EMACS'ın ne tür makineler ve ortamlar altında çalıştırıldığı hakkında bir şeyler söyleyebilir misiniz? Şimdi VAX'lar üzerinde çalışıyor; herhangi bir biçimde kişisel bilgisayarlara taşındı mı?

Stallman: Kişisel bilgisayarlarla ne demek istediğinden emin değilim. Örneğin; Sun kişisel bir bilgisayar mıdır? GNU EMACS; en az bir megabayt kullanılabilir bellek ve tercihen daha fazlasını gerektirir. Normalde sanal belleğe sahip makinelerde kullanılır. Birkaç C derleyicisindeki çeşitli teknik sorunlar dışında sanal belleğe sahip ve Unix'in oldukça yeni bir sürümünü çalıştıran hemen hemen her makine GNU EMACS çalıştıracaktır ve bunların çoğu şu anda çalıştırmaktadır.

BYTE: Kimse onu Atari'lere veya Macintosh'lara taşımayı denedi mi?

Stallman: Atari 1040ST hâlâ yeterli belleğe sahip değil. Bir sonraki Atari makinesi, umarım, çalıştıracak. Ayrıca gelecekteki Atari'lerin bazı bellek haritalama biçimlerine sahip olacağını düşünüyorum. Elbette yazılımı bugün yaygın olan bilgisayarlarda çalışacak şekilde tasarlamıyorum. Bu projeye başladığımda birkaç yıl süreceğini biliyordum. Bu nedenle şu anda kısıtlı olan ortamda çalışmasını sağlamak için ek zorluklarla daha kötü bir sistem yapmak istemediğime karar verdim. Bunun yerine en doğal ve en iyi görünen şekilde yazmaya karar verdim. Birkaç yıl içinde yeterli büyüklükteki makinelerin yaygın olacağından eminim. Aslında bellek boyutundaki artışlar o kadar hızlı gerçekleşiyor ki insanların çoğunun sanal belleğe koymadaki yavaşlıkları beni şaşırtıyor; bence bu çok önemli.

BYTE: Bence insanlar bunu tek kullanıcılı makineler için gerekli görmüyorlar.

Stallman: Tek bir kullanıcının tek bir ana program anlamına gelmediğini anlamıyorlar. Kesinlikle herhangi bir Unix benzeri sistem için sizden biri olsa bile aynı anda birçok farklı işlemi çalıştırabilmeniz önemlidir. GNU EMACS'ı yeterli belleğe sahip, sanal belleği olmayan bir makinede çalıştırabilirsiniz ancak GNU sisteminin geri kalanını veya Unix sistemini çok iyi çalıştıramazsınız.

BYTE: GNU EMACS'ta ne kadar LISP var? Bunu LISP öğrenmek için bir araç olarak kullanmanın yararlı olabileceği aklıma geldi.

Stallman: Bunu kesinlikle yapabilirsiniz. GNU EMACS, çok güçlü olmasa da eksiksiz bir LISP sistemi içerir. Düzenleyici komutları yazmak için yeterince güçlü. Bir Common LISP System'le, diyelim ki, karşılaştırılabilir değildir, sistem programlama için gerçekten kullanabileceğiniz bir şeydir ancak LISP'ın sahip olması gereken her şeye sahiptir.

BYTE: Makinelerimize veya iş istasyonlarımıza koyarsak dağıttığınız koddan başka bir şey kullanmadan makul bir iş yapabileceğimiz, elverişli bir ortamı ne zaman dağıtabileceğiniz konusunda herhangi bir tahmininiz var mı?

Stallman: Söylemesi gerçekten zor. Bu bir yıl içinde olabilir ama elbette daha uzun sürebilir. Aynı zamanda daha az zaman alabilir ancak bu artık çok olası değil. Sanırım derleyiciyi bir iki ay içinde bitireceğim. Gerçekten yapmam gereken tek büyük parça çekirdekte. İlk olarak GNU'nun iki yıl gibi bir şey alacağını tahmin ettim ama şimdi iki buçuk yıl oldu ve hâlâ bitirmedim. Gecikmenin sebebinin bir parçası, bir çıkmaz olduğu ortaya çıkan bir derleyici üzerinde çalışmak için çok zaman harcadım. Tamamen yeniden yazmak zorunda kaldım. Başka bir neden olarak da GNU EMACS için çok fazla zaman harcadım. Aslında bunu hiç yapmak zorunda kalmayacağımı düşündüm.

BYTE: Bize dağıtım planınızdan bahsedin.

Stallman: Yazılımı veya el kitaplarını kamu malı olarak yayımlamıyorum ve bunun nedeni, tüm kullanıcıların paylaşma özgürlüğüne sahip olduğundan emin olmak istememdir. Kimsenin yazdığım bir programın geliştirilmiş bir sürümünü yapmasını ve onu özel mülk olarak dağıtmasını istemiyorum. Bu programlarda özgür geliştirmeleri teşvik etmek istiyorum ve bunu yapmanın en iyi yolu, bir kişinin geliştirmeleri özgür olmayan hâle getirmesi için herhangi bir cazibeyi ortadan kaldırmaktır. Evet, birkaçı geliştirme yapmaktan kaçınacak ancak birçoğu aynı iyileştirmeleri yapacak ve onları özgür yapacaklar.

BYTE: Peki bunu nasıl garanti ediyorsun?

Stallman: Bunu programların telif hakkını kullanarak ve insanlara programları kopyalayıp değiştirmek için belirgin izin veren bir bildirimde bulunarak yaparım ancak yalnızca kullandığım aynı koşullar altında dağıtmaları koşuluyla. Yaptığınız değişiklikleri herhangi bir programıma dağıtmanıza gerek yok, bunu sadece kendiniz için yapabilirsiniz ve bunu kimseye vermek veya kimseye söylemek zorunda değilsiniz. Ama başka birine verirseniz kullandığım koşullar altında yapmalısınız.

BYTE: C derleyicisinden türetilen çalıştırılabilir kod üzerinde herhangi bir hak elde ediyor musunuz?

Stallman: Telif hakkı yasası bana derleyiciden çıktıda telif hakkı vermiyor, bu yüzden bana bununla ilgili bir şey söylemem için bir yol vermiyor ve aslında yapmaya çalışmıyorum. Herhangi bir derleyici ile özel mülk ürünler geliştiren insanlara sempati duymuyorum ancak bu derleyici ile onları geliştirmelerini engellemeye çalışmak özellikle yararlı görünmüyor, bu yüzden engellemeye çalışmayacağım.

BYTE: İnsanlar başka şeyler üretmek için kodunuzun parçalarını da alırsa kısıtlamalarınız geçerli midir?

Stallman: Evet, herhangi bir büyük parça ile bünyesine katarlarsa. Eğer iki kod satırı olsaydı bu hiçbir şey değildir; telif hakkı bunun için geçerli değildir. Esasen bu koşulları seçtim, böylece önce tüm bencil yazılımcıların herkesin bir şey yapmasını engellemek için kullandığı bir telif hakkı var ve sonra bu hakların bir kısmından vazgeçen bir bildirim ekliyorum. Dolayısıyla koşullar yalnızca telif hakkının uygulandığı şeylerden bahseder. Bu koşullara uymanızın nedeninin yasadan kaynaklandığına inanmıyorum. Uymanızın nedeni, yazılımı dağıtırken dürüst bir kişinin diğer insanları daha fazla paylaşmaya teşvik etmesidir.

BYTE: Bir anlamda yalnızca felsefenize alıştıklarında kullanabilecekleri tüm bu ilginç araçları sağlayarak insanları bu düşünce tarzına çekiyorsunuz.

Stallman: Evet. Ayrıca bencil yazılımcıların onlara karşı oluşturduğu hukuk sistemini kullandığını da görebilirsiniz. Hukuk sistemini kamuyu onlardan korumak için kullanıyorum.

BYTE: Üreticilerin projeyi finanse etmek istemedikleri göz önüne alındığında, GNU sistemi tamamlandığında kimlerin kullanacağını düşünüyorsunuz?

Stallman: Hiçbir fikrim yok ama bu önemli bir soru değil. Amacım insanların özel mülk yazılımlarla gelen zincirleri reddetmelerini mümkün kılmak. Bunu yapmak isteyen insanlar olduğunu biliyorum. Şimdi başkaları umursamıyor da olabilir ama bunlar beni endişelendirmiyor. Onlar ve etkiledikleri insanlar için biraz üzülüyorum. Şu anda özel mülk yazılım koşullarının nahoşluğunu algılayan bir kişi; çıkmazda olduğunu ve bilgisayar kullanmamak dışında bir alternatifi olmadığını düşünüyor. Tamam, ona rahat bir alternatif vereceğim.

Diğer insanlar GNU sistemini teknik olarak üstün olduğu için kullanabilirler. Örneğin; C derleyicim herhangi bir C derleyicisinden gördüğüm kadar iyi bir kod üretiyor. Ve GNU EMACS genellikle ticari rekabette çok daha üstündür. Ve GNU EMACS da hiç kimse tarafından finanse edilmedi ancak herkes bunu kullanıyor. Bu nedenle teknik avantajları nedeniyle birçok insanın GNU sisteminin geri kalanını kullanacağını düşünüyorum. Ama teknik olarak nasıl daha iyi hâle getireceğimi bilmesem bile bir GNU sistemi yapardım çünkü toplumsal olarak daha iyi olmasını istiyorum. GNU projesi gerçekten toplumsal bir projedir. Toplumu değiştirmek için teknik araçları kullanır.

BYTE: O zaman insanların GNU'yu benimsemesi sizin için oldukça önemlidir. Bu yazılımı insanlara bağışlamak için üretmek sadece akademik bir çalışma değildir. Bunun yazılım endüstrisinin çalışma şeklini değiştireceğini umuyorsunuz.

Stallman: Evet. Bazı insanlar hiç kimsenin kullanamayacağını söylüyor çünkü üzerinde çekici bir şirket logosu yok ve diğerleri bunun çok önemli olduğunu ve herkesin kullanmak isteyeceğini söylüyor. Gerçekten ne olacağını bilmem mümkün değil. İçerisinde bulunduğum alanın çirkinliğini değiştirmeye çalışmanın başka bir yolunu bilmiyorum, bu yüzden bunu yapmam gerekiyor.

BYTE: Sonuçları ele alabilir misiniz? Bunun önemli bir siyasi ve toplumsal açıklama olduğunu açıkça hissediyorsunuz.

Stallman: Bu bir değişim. İnsanların genel olarak bilgi ve gerçeğe yaklaşım biçimlerini değiştirmeye çalışıyorum. Bence kendi bilgisine sahip olmayı denemek, insanların onu kullanmalarına izin verilip verilmediğini denetlemek veya başkalarının paylaşmasını engellemeye çalışmak sabotajdır. Yapan kişiye, tüm toplumu yoksullaştırma pahasına yarar sağlayan bir faaliyettir. Bir kişi iki dolarlık serveti yok ederek bir dolar kazanır. Bence vicdanı olan bir insan böyle bir şeyi yapmaz, belki aksi durumda ölecekse böyle bir şeyi yapabilir. Ve elbette bunu yapan insanlar oldukça zengindir; sadece ahlaksız oldukları sonucuna varabilirim. İnsanların özgür yazılım yazdıkları ve diğer insanları bu yazılımları kullanmaya teşvik ettikleri için ödüllendirildiklerini görmek istiyorum. İnsanların özel mülk yazılım yazarken ödüllendirildiklerini görmek istemiyorum, çünkü bu gerçekten topluma bir katkı değil. Kapitalizmin ilkesi; insanların bir şeyler üreterek para kazanmayı başardıkları ve böylelikle de yararlı olanı otomatik olarak yapmaları için teşvik edildikleri fikridir. Fakat bu, bilgiye sahip olmak söz konusu olduğunda işe yaramıyor. Gerçekten yararlı olanı yapmamaya teşvik edilirler ve gerçekten yararlı olan şey teşvik edilmez. Bilginin arabalar ve ekmek somunları gibi maddi nesnelerden farklı olduğunu söylemek önemlidir çünkü insanlar onu kopyalayabilir ve kendi başlarına paylaşabilir ve kimse onları durdurmaya çalışmazsa onu değiştirebilir ve kendileri için daha iyi hâle getirebilirler. Bu insanların yapacağı yararlı bir şeydir. Bu ekmek somunları için geçerli değildir. Bir somun ekmeğiniz varsa ve başka bir ekmek istiyorsanız sadece somun ekmeğinizi ekmek çoğaltma aletine koyamazsınız. Birincisini yapmak için kullanılan tüm adımları gerçekleştirmek dışında başka bir seçeneğiniz yoktur. Bu nedenle insanların kopyalamasına izin verilip verilmediği önemsizdir, çünkü bu imkânsızdır.

Kitaplar yakın zamana kadar sadece matbaalarda basılıyordu. Bir kopyasını kendi kendinize, elinizle yapmanız mümkündü ancak pratik değildi çünkü bir matbaa kullanmaktan çok daha fazla çaba gerektiriyordu. Ve o kadar az çekici bir şey üretti ki, tüm niyetler ve amaçlar için, onları seri bir şekilde üretmekten başka kitap oluşturmanın imkânsız olduğunu varsayabilirsiniz. Ve bu nedenle telif hakkı, kamuda okumadan herhangi bir özgürlüğü gerçekten almadı. Bir kitap alıcısının yapabilecekleri arasında telif hakkı tarafından yasaklanan pek bir şey yoktu.

Ancak bu bilgisayar programları için geçerli değildir. Bant kasetleri için de geçerli değildir. Şimdi kitaplar için kısmen yanlış ancak çoğu kitap için Xerox'tan ötürü bir kopya satın almaktan daha pahalı ve kesinlikle çok daha fazla iş olduğu ve sonucun daha az çekici olduğu hâlâ doğru. Şu anda telif hakkını zararsız ve kabul edilebilir hâle getiren durumun, telif hakkının yıkıcı ve dayanılmaz hâle geleceği bir duruma dönüştüğü bir dönemdeyiz. Yani “korsanlar” olarak iftiraya uğramış insanlar aslında yapmaları yasak olan yararlı bir şey yapmaya çalışan insanlardır. Telif hakkı yasaları tümüyle insanların kendi iyiliği için bazı bilgilerin kullanımını tamamen denetim altına almaya yardımcı olmak için tasarlanmıştır. Ancak bilgilerin kamuya açık olduğundan emin olmak ve başkalarının kamuyu mahrum etmesini engellemek isteyen insanlara yardımcı olmak için tasarlanmamıştır. Yasanın kamuya ait bir parkın çöp kutusundaki bir şeyden farklı olduğu gibi kamu malından farklı olan, kamuya ait bir çalışma sınıfını tanıması gerektiğini düşünüyorum. Kimsenin götürmesi için orada değil, herkesin kullanması için orada ama kimse engellemiyor. Kamuoyunda kamunun sahip olduğu bir şeyin türev çalışmalarından mahrum bırakıldığını düşünen herkes bu konuda dava açabilmelidir.

BYTE: Fakat korsanlar programların kopyalarını almakla ilgilenmiyorlar çünkü bu programları kullanmak istiyorlar, bu bilgiyi daha iyi bir şey üretmek için kullanmak istedikleri için değil mi?

Stallman: Bunun önemli bir ayrım olduğunu düşünmüyorum. Bir programı daha fazla kişinin kullanması, programın topluma daha fazla katkıda bulunduğu anlamına gelir. Bir veya milyon kez yenebilecek bir somun ekmeğiniz var.

BYTE: Bazı kullanıcılar destek almak için ticari yazılım satın alırlar. Dağıtım planınız nasıl destek sağlıyor?

Stallman: Bu kullanıcıların yanlış yönlendirildiğinden ve açık düşünmediğinden şüpheleniyorum. Desteğe sahip olmak kesinlikle yararlıdır, ancak bunun yazılım satışı veya özel mülk yazılım ile nasıl bir ilgisi olduğunu düşünmeye başladıklarında, bu noktada kendi kafalarını karıştırmaktadırlar. Özel mülk yazılımın iyi bir destek alacağının garantisi yoktur. Satıcıların destek sağladıklarını söylemeleri, bunun iyi olacağı anlamına gelmez. Ve piyasadan silinebilirler. Aslında insanlar GNU EMACS'ın ticari EMACS'lardan daha iyi desteğe sahip olduğunu düşünüyor. Bunun nedenlerinden biri muhtemelen diğer EMACS'ları yazan insanlardan daha iyi bir hacker olmam [1], ancak diğer neden herkesin kaynaklara sahip olması ve onunla nasıl bir şeyler yapacağını bulmak isteyen o kadar çok insan var ki benden destek almak zorunda değilsiniz. Sizin için bir sorunu çözmek amacıyla her zaman birini işe alabilirsiniz ve yazılım özgür olduğunda destek için rekabetçi bir pazara sahip olursunuz. Herhangi birisini işe alabilirsiniz. EMACS ile bir hizmet listesi dağıtıyorum, insanların adları ve telefon numaraları ile destek sağlamak için görevlendirildikleri bir liste.

BYTE: Hata düzeltmelerini topluyor musunuz?

Stallman: Şey, onları bana gönderiyorlar. Listelenmek isteyen tüm insanlardan, müşterilerinin hiçbirinden söylendikleri ne olursa olsun veya GNU yazılımında bu değişikliklerin bir parçası olarak herhangi bir değişiklik yaptıklarında gizli kalmasını asla istemeyeceklerine dair söz vermelerini istedim.

BYTE: Bu yüzden insanların, bir başkasının bilmediği bir sorunun çözümlerini bildiklerine dayanarak destek sağlamak için rekabet etmiş olamazsınız.

Stallman: Hayır. Zeki olmalarına ve probleminize çözüm bulma olasılıklarına veya daha sık karşılaşılan sorunları daha iyi anlamalarına veya size ne yapmanız gerektiğini nasıl daha iyi açıklayacağına bağlı olarak rekabet edebilirler. Bunların hepsi rekabet edebilecekleri yollardır. Daha iyisini yapmaya çalışabilirler ancak rakiplerini aktif olarak engelleyemezler.

BYTE: Sanırım araba almak gibi. Destek veya sürekli bakım için orijinal üreticiye geri dönmek zorunda değilsiniz.

Stallman: Veya bir ev satın almak gibi, evinizle ilgili sorunları çözebilecek tek kişi, onu ilk inşa eden müteahhit olsaydı nasıl olurdu? Bu, özel mülk yazılımdaki dayatma türüdür. İnsanlar bana Unix'te meydana gelen bir sorundan bahsediyorlar. Üreticiler, Unix'in geliştirilmiş sürümlerini sattıkları için düzeltmeleri toplama ve ikili dosyalar dışında bunları vermeme eğilimindedirler. Sonuç, hataların gerçekten düzeltilmemesidir.

BYTE: Hepsi hataları bağımsız olarak çözmeye çalışan çabayı çoğaltıyor.

Stallman: Evet. İşte, özel mülk bilgi sorununu toplumsal bir perspektife oturtmaya yardımcı olan bir başka nokta. Mali sorumluluk sigortası krizini düşünün. Toplumdan herhangi bir tazminat alabilmek için yaralı bir kişinin avukat tutması ve parayı bu avukatla paylaşması gerekir. Bu; kaza mağduru insanlara yardım etmenin aptalca ve verimsiz bir yoludur. Ve insanların her zaman işlerini rekabetlerinden uzaklaştırmak için koşturduklarını düşünün. Sadece kalemin çalınmadığından emin olmak için, kalemden daha pahalı olan büyük karton ambalajlarda paketlenmiş kalemleri düşünün. Her sokak köşesine sadece ücretsiz kalemler koysak daha iyi olmaz mıydı? Ve trafik akışını engelleyen tüm ücretli geçiş gişelerini düşünün. Bu devasa bir toplumsal olgu. İnsanlar toplumu engelleyerek para kazanmanın yollarını bulurlar. Toplumu engelleyebildiklerinde insanları yalnız bırakmaları için ödeme yapılabilir. Bilgiye sahip olmanın doğasında olan atıklar giderek daha önemli hâle gelecek ve nihayetinde kimsenin yaşamak için gerçekten çalışmak zorunda olmadığı ütopya arasındaki farkı yaratacaktır, çünkü hepsi robotlar ve tıpkı bizimki gibi bir dünya tarafından yapılır.

BYTE: Yazılımdaki telif hakkı bildirimlerini yazmak gibi.

Stallman: Daha çok herhangi bir şeyin kopyalarını yasaklamadığından emin olmak ve herkesin yapmış olduğu tüm işleri çoğaltmak için herkese polislik yapmak gibi.

BYTE: Bir kinik nasıl geçindiğinizi merak edebilir.

Stallman: Danışmanlıktan. Danışmanlık yaptığımda danışmanlık işi için yazdıklarımı açığa vurma hakkımı her zaman saklı tutarım. Ayrıca yazdığım özgür yazılımın ve diğer insanların yazdığı bazı e-postalanmış kopyalarla geçimimi sağlıyordum. Birçok kişi GNU EMACS için 150 dolar gönderiyor ancak şimdi bu para başlattığım Özgür Yazılım Vakfına gidiyor. Vakıf bana bir maaş ödemiyor çünkü bu bir çıkar çatışması olurdu. Bunun yerine GNU üzerinde çalışması için diğer insanları tutar. Danışmanlık yaparak geçimini sağlayabildiğim sürece bunun en iyi yol olduğunu düşünüyorum.

BYTE: Şu anda resmî GNU dağıtım bandında neler var?

Stallman: Şu anda bant GNU EMACS (tüm bilgisayarlara uyan bir sürüm); YACC'ın yerini alan bir program olan Bison; Profesör Sussman'ın LISP'ının süper basitleştirilmiş lehçesi olan MIT Scheme; ve Rogue'ye benzeyen bir zindan keşfetme oyunu olan Hack'i içeriyor.

BYTE: Basılı kılavuz bantla birlikte geliyor mu?

Stallman: Hayır. Basılı kılavuzların her biri 15 dolardır veya kendiniz kopyalayabilirsiniz. Bu röportajı da kopyalayın ve paylaşın.

BYTE: Bunun bir kopyasını nasıl edinebilirsiniz?

Stallman: Özgür Yazılım Vakfına—675 Massachusetts Ave., Cambridge, MA 02139—yazınız.

[Şu anki adres (2005'ten beri): Free Software Foundation 51 Franklin St, Fifth Floor Boston, MA 02110-1301, USA Voice: +1-617-542-5942 Fax: +1-617-542-2652]

BYTE: GNU sistemi ile işiniz bittiğinde ne yapacaksınız?

Stallman: Emin değilim. Bazen yapmaya devam edeceğim şeyin diğer yazılım alanlarında da aynı şey olduğunu düşünüyorum.

BYTE: Yani bu, yazılım endüstrisine yönelik bir dizi taarruzun sadece ilki mi?

Stallman: Umarım. Ama belki de yapacağım şey yalnızca yaşamımdaki birazcık zamanı çalışarak geçirip rahat bir yaşam yaşamaktır. Pahalı bir şekilde yaşamak zorunda değilim. Zamanın geri kalanında takılmak için ilginç insanlar bulabilirim veya nasıl yapılacağını bilmediğim şeyleri yapmayı öğrenebilirim.

[1] Burada kullanılan hacker, üstat anlamındadır: teknik beceri sahibi, problem çözmeden zevk alan ve sınırları aşan kişiler, belirli bir konuda sahip olduğu bilgiyi kullanıp daha fazlasını öğrenmeye meraklı kişiler.

Bu sayfa şu dillerde mevcut:

[en] English   [ar] العربية   [es] español   [fr] français   [hr] hrvatski   [it] italiano   [ja] 日本語   [pt-br] português   [ru] русский   [sq] Shqip   [tr] Türkçe   [uk] українська   [zh-cn] 简体中文  

 [FSF logosu]  “Özgür Yazılım Vakfı (FSF [Free Software Foundation]), bilgisayar kullanıcısı özgürlüğünü desteklemek için dünya çapında bir misyon ile kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur. Tüm yazılım kullanıcılarının haklarını savunuyoruz.”